Ceza Hukuku
Trend

TCK 104: Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçu 2026

TCK Madde 104

TCK 104 Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçu Son Güncelleme: 9 Haziran 2026

TCK 104 Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçu

TCK 104, 15 yaşını bitirmiş olan bir çocukla (15-18 yaş aralığı) cebir, tehdit ve hile olmaksızın kendi rızasıyla cinsel ilişkiye girilmesini düzenler. Temel ceza 2 yıldan 5 yıla kadar hapis arasında değişir ve suçun takibi şikâyete bağlıdır.

  • Temel Hâl (TCK 104/1): 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası — şikâyete bağlı (6 ay içinde şikâyet)
  • Nitelikli Hâl (TCK 104/2): Evlenme yasağı bulunanlar, üvey baba/anne, evlat edinen, vasi, eğitici, koruyucu aile veya bakım yükümlüsü tarafından işlenirse ceza artırılır — şikâyet aranmaz
  • Yaş Sınırı: Mağdur 15-18 yaş arasında olmalıdır. 15 yaş altı → TCK 103 (cinsel istismar)
  • Rıza: 15-18 yaş çocuğun rızası TCK 104 bakımından eylemi suç olmaktan çıkarmaz; ancak TCK 103’e değil 104’e tabi kılar
  • Cebir-Tehdit-Hile Varsa: 15-18 yaş aralığında bile cebir/tehdit/hile varsa TCK 103 uygulanır
  • Görevli Mahkeme: Ağır Ceza Mahkemesi
  • Yaş Hatası: Failin esaslı ve kaçınılmaz yaş hatası kastı kaldırabilir (Yargıtay kararları beraat yönündedir)

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu nedir? TCK 104, on beş yaşını bitirmiş ancak on sekiz yaşını doldurmamış (15-18 yaş aralığındaki) bir çocukla; cebir, tehdit ve hile olmaksızın, çocuğun kendi rızasıyla cinsel ilişkiye girilmesini suç olarak tanımlar. Kanun koyucu, 15-18 yaş arasındaki çocuğun cinsel ilişkiye ilişkin rızasını ceza hukuku bakımından tam geçerli kabul etmediği için bu eylemi bağımsız bir suç tipi olarak düzenlemiştir. Temel ceza 2 yıldan 5 yıla kadar hapis olup suç şikâyete tabidir.

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu; çocuğun cinsel istismarı (TCK 103) ile cinsel saldırı (TCK 102) arasında özel bir yer tutar. Belirleyici çizgi, mağdurun yaşının 15’i doldurup doldurmadığı ve eylemin cebir-tehdit-hile içerip içermediğidir. Bu çizginin doğru çekilmesi; sanık açısından öngörülen ceza miktarını ve şikâyete bağlılık durumunu doğrudan etkiler. Sayfa boyunca yer alan 23 emsal Yargıtay kararı, bu sınırın gerçek dosyalarda nasıl çekildiğini göstermektedir.

TCK 104 Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçu - Cezası ve Şikayet
TCK 104 Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçu – Cezası ve Şikayet

TCK 104 Kanun Metni (Tam Metin)

5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu — Madde 104: Reşit Olmayanla Cinsel İlişki

(1) Cebir, tehdit ve hile olmaksızın, onbeş yaşını bitirmiş olan çocukla cinsel ilişkide bulunan kişi, şikayet üzerine, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Suçun mağdur ile arasında evlenme yasağı bulunan kişi tarafından işlenmesi hâlinde, şikâyet aranmaksızın, on yıldan on beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(3) Suçun, evlat edineceği çocuğun evlat edinme öncesi bakımını üstlenen veya koruyucu aile ilişkisi çerçevesinde koruma, bakım ve gözetim yükümlülüğü bulunan kişi tarafından işlenmesi hâlinde, şikâyet aranmaksızın, ikinci fıkraya göre cezaya hükmolunur.

Kaynak: 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu — mevzuat.gov.tr

TCK 104 Suçunun Unsurları

1. Mağdurun Yaşı: 15-18 Aralığı

Mağdur 15 yaşını doldurBakı ancak 18 yaşına ulaşmamış olmalıdır. 15 yaşından küçükse TCK 103 cinsel istismar; 18 yaşını dolduran reşit kişiyse TCK 102 cinsel saldırı veya rıza varsa ceza hukukunu ilgilendiren bir suç oluşmaz.

2. Cinsel İlişkinin Gerçekleşmesi

Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre TCK 104’teki “cinsel ilişki” vajinal veya anal yoldan birleşmedir. Oral yoldan birleşme bu tanım dışındadır; ancak TCK 103 kapsamında değerlendirilebilir.

3. Cebir, Tehdit ve Hile Yokluğu

Eylem mağdurun gerçek rızasıyla gerçekleşmiş olmalıdır. Cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir neden varsa eylem TCK 103 cinsel istismar olarak nitelendirilir.

4. Failin Kast Unsuru

Suç yalnızca kasten işlenebilir. Failin mağdurun 15-18 yaş aralığında olduğunu bilmesi veya bilmesi gereken durumda olması aranır. Esaslı ve kaçınılmaz yaş hatası kastı kaldırabilir.

Temel Hâl ve Şikâyet Şartı (TCK 104/1)

Cinsel ilişki 15 yaşından büyük bir çocukla karşılıklı rıza ile gerçekleşmişse fail hakkında 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası istenir.

Şikâyet Süresi

Suç mağdurun şikâyetine bağlıdır. Mağdur veya velisi, olayı öğrendiği tarihten itibaren 6 ay içinde şikâyetçi olmazsa soruşturma yapılamaz. Süre hak düşürücüdür.

Şikâyetten Vazgeçme

Mağdur yargılama sürecinde şikâyetinden vazgeçerse kamu davası düşer. İştirak hâlinde işlenen suçta vazgeçme diğer sanıklara da sirayet eder (Yargıtay 14. CD. 24.06.2019).

Re’sen Soruşturma Yok

Temel hâlde savcılık kendiliğinden harekete geçemez; şikâyet zorunludur. Mağdurun beyanı ve şikâyet iradesi belirleyicidir.

Görevli Mahkeme

Ağır Ceza Mahkemesi görevlidir. Suç tarihinde fail 18 yaşından küçükse Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi yetkilidir.

Cezayı Artıran Nitelikli Hâller (TCK 104/2-3)

Suçun aşağıdaki kişiler tarafından işlenmesi durumunda ceza ağırlaşır ve şikâyet şartı aranmaz; savcılık re’sen soruşturma yürütür:

Nitelikli HâlAçıklamaCeza
Evlenme yasağı bulunan kişiTürk Medeni Kanunu uyarınca mağdurla aralarında evlenme yasağı bulunan akraba (üvey baba/anne, üvey kardeş, kayınbiraderlik dahil)10 yıldan 15 yıla kadar hapis
Evlat edinen / evlat edinme öncesi bakım üstlenenEvlat edinme öncesi bakım yükümlülüğü bulunan veya evlat edinme süreci devam eden kişi10 yıldan 15 yıla kadar hapis
Koruyucu aile / vasi / kayyumMağdur üzerinde hukuki koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişi10 yıldan 15 yıla kadar hapis
Önemli: Nitelikli hâllerin uygulanması için yalnızca yukarıdaki sıfat veya ilişkinin varlığı yetmez; ilişkinin somut olayda fiilen var olduğunun ve failin bu konumundan yararlandığının ispatlanması gerekir. Nitelikli hâllerde şikâyet aranmaz; mağdur şikâyetten vazgeçse dahi soruşturma sürer.

TCK 104 ile TCK 103 (Çocuğun Cinsel İstismarı) Arasındaki Fark

Belirleyici ölçüt: mağdurun yaşı ve rızasıdır. 15 yaşını doldurmamış çocuklarla her türlü cinsel davranış TCK 103 cinsel istismar; 15-18 yaş arası çocuklarla cebir, tehdit veya hile olmaksızın gerçekleşen cinsel ilişki TCK 104 kapsamındadır. 15-18 yaş aralığında bile cebir, tehdit, hile varsa eylem yine TCK 103’tür.

ÖlçütTCK 104 – Reşit Olmayanla Cinsel İlişkiTCK 103 – Çocuğun Cinsel İstismarı
Mağdurun Yaşı15-18 yaş aralığı15 yaş altı (her hâl) veya 15-18 yaş + zorlayıcı unsur
RızaVar (cebir-tehdit-hile yok)Yok veya rıza önemsiz (15 yaş altı)
Eylem TürüYalnızca cinsel ilişki (vajinal/anal birleşme)Her türlü cinsel davranış (temas, taciz, ilişki)
Temel Ceza2-5 yıl hapis8-15 yıl hapis (cinsel istismar); nitelikli hâlde 16-20 yıl
ŞikâyetTemel hâlde şikâyete bağlıRe’sen soruşturma

“Cinsel İlişki” Tanımı – Oral ve Anal Birleşme

Yargıtay’ın yerleşik tanımına göre TCK 104’teki “cinsel ilişki” terimi vajinal veya anal yoldan birleşmeyi ifade eder. Bu tanıma giren önemli içtihat noktaları:

  • Oral yoldan birleşme TCK 104 kapsamında değildir: Yargıtay 14. CD. 03.04.2014 ve 16.01.2013 kararlarında oral birleşmenin “cinsel ilişki” tanımı dışında kaldığı, bu nedenle eylemin TCK 104’e değil TCK 103 cinsel istismar suçuna girebileceği belirtilmiştir.
  • İki erkek arasında anal birleşme: 15-18 yaş aralığındaki iki erkek arasında gerçekleşen fiili livata eyleminde aktif taraf fail, pasif taraf ise mağdur konumundadır (Yargıtay 14. CD. 24.01.2013).
  • Vajinal birleşme: Klasik anlamda kabul edilen birleşme TCK 104 kapsamındadır. Birleşme gerçekleşmediyse suç teşebbüs aşamasında kalır.

Mağdurun Yaşının Tespiti – Adli Tıp Raporu

Suçun temel unsuru olan yaş sınırı; nüfus kayıtlarındaki bilgi şüpheliyse adli tıp raporu, kemik grafileri ve sağlık kurulu raporu ile tespit edilmelidir. Yargıtay yaş tespiti konusunda istikrarlı bir denetim uygulamaktadır:

Kemik Grafileri ve Sağlık Kurulu Raporu

Yaş tartışmalı dosyalarda kemik grafileri (el-bilek) ve adli tıp sağlık kurulu raporu alınmadan hüküm kurulması Yargıtay tarafından bozma sebebi sayılır (14. CD. 22.10.2018).

Şüphe Sanık Lehine Yorumlanır

Mağdurun yaşı konusunda makul şüphe varsa bu sanık lehine değerlendirilir; mağdurun 15 yaşını tamamladığı kabul edilir. Bu kabul, eylemin TCK 103’ten TCK 104’e dönmesini sağlayabilir (14. CD. 14.03.2019).

Kesin Tespit Zorunlu

Mağdurun 15 yaşını tamamlayıp tamamlamadığı uyuşmazlığın esasına etki ettiğinden kesin biçimde belirlenmelidir (14. CD. 15.02.2018).

Nüfus Kaydı Şüpheliyse

Nüfus kaydının gerçekliği konusunda şüphe varsa yalnızca kayda dayanılarak karar verilemez; somut adli tıp tetkikleri yapılmalıdır.

Failin Yaş Hatası Savunması (TCK 30)

Failin mağdurun 18 yaşını doldurmadığını bilmediği yönündeki savunması, TCK 30’da düzenlenen hata hükümleri kapsamında değerlendirilir. Yargıtay, failin yaş hatasının esaslı ve kaçınılmaz nitelikte olup olmadığını araştırmadan hüküm kurulmasını bozma sebebi saymaktadır (14. CD. 09.06.2016; 30.01.2013).

Yaş hatasının kabul edilebilir olup olmadığını belirleyen unsurlar:

  • Mağdurun fiziksel görünümü: Yetişkin gibi görünen, kıyafet ve davranışı itibariyle 18 yaş üstü intibaı veren bir mağdur söz konusuysa yaş hatası daha kabul edilebilir görünür.
  • Tanışma ortamı: Mağdurun yaş sınırlaması olan (18 yaş üstü) bir ortamda — bar, kulüp, sosyal medyada yetişkin profili — tanışılmışsa hata savunması güçlenir.
  • Beyan ve davranış: Mağdurun kendisini yaşından büyük tanıtması veya bu yönde davranışlar sergilemesi.
  • Önceki bilgi durumu: Failin mağduru önceden tanıyıp tanımadığı, ortak çevreyi paylaşıp paylaşmadıkları belirleyicidir.

Rıza, Cebir-Tehdit ve Algılama Yeteneği

TCK 104’ün temel hâli, mağdurun gerçek ve geçerli rızasıyla gerçekleşen cinsel ilişkiyi kapsar. Aşağıdaki durumlarda eylem TCK 104’ten çıkar ve TCK 103 cinsel istismara döner:

  • Cebir, tehdit veya hile varsa: 15-18 yaş aralığında olsa bile fail mağdurun iradesini kıran araçlar kullandıysa TCK 103 uygulanır. Olay sonrasında sarf edilen tehditler ise suçun nitelikli hâli kabul edilmez (Yargıtay 14. CD. 12.02.2014).
  • Algılama yeteneği zayıflığı: Akıl hastalığı, gelişim geriliği veya başka bir nedenle mağdurun fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayacak durumda olması hâlinde rızası geçersizdir; eylem TCK 103 kapsamındadır (14. CD. 14.03.2019).
  • Sürmüş ilişki ve davranış kalıbı: Yargıtay mağdurun olay sonrası sanıkla aynı işyerinde çalışmaya devam etmesi ve görüşmesini sürdürmesini, zorla ilişki iddiasına karşı somut bir delil olarak değerlendirebilmektedir (14. CD. 01.07.2019).

Şikâyet Süresi, Vazgeçme ve Sirayet

Şikâyet Süresi: 6 Ay

Temel hâlde mağdur veya yasal temsilcisi, fiili öğrendiği tarihten itibaren 6 ay içinde şikâyetçi olmalıdır. Süre hak düşürücüdür; kaçırılması hâlinde kamu davası açılamaz.

İlk Beyandaki Şikâyetsizlik

Mağdurun ilk beyanında şikâyetçi olmadığını açıkça belirtmesi şikâyet yokluğu olarak değerlendirilir; sonradan şikâyetçi olunsa bile dava düşürülür (14. CD. 24.09.2014).

Vazgeçmenin Sirayeti

İştirak hâlinde işlenen suçta mağdurun bir sanığa karşı şikâyetinden vazgeçmesi, diğer sanıklara da sirayet eder ve onlar bakımından da kamu davası düşer (14. CD. 24.06.2019).

Nitelikli Hâlde Şikâyet Aranmaz

TCK 104/2-3 kapsamındaki nitelikli hâllerde şikâyet aranmaz; mağdur vazgeçse dahi savcılık re’sen soruşturma yürütür.

Ceza ve Uygulanabilecek İndirimler

DurumCeza / Etki
Temel Hâl (TCK 104/1)2 – 5 yıl hapis
Nitelikli Hâl (TCK 104/2-3)10 – 15 yıl hapis
Fail 15-18 yaş (TCK 31/3)Cezadan 1/3 indirim ve ağırlaştırılmış müebbet yerine 12-15 yıl, müebbet yerine 9-11 yıl
Yakın yaş (Yargıtay yaklaşımı)Sanık ve mağdurun yakın yaşta olması, alt sınırdan ceza uygulamasında lehe değerlendirilebilir (14. CD. 17.02.2014)
İyi hâl indirimi (TCK 62)Sanığın geçmişi ve sosyal durumu gözetilerek cezadan 1/6’ya kadar indirim
Yargıtay Yaklaşımı (Yakın Yaş): Sanığın suç tarihinde 15 yaşının üzerinde, mağdurla yaş farkının çok küçük olduğu ve eylemin tamamen rızaya dayandığı dosyalarda TCK 3/1 orantılılık ilkesi çerçevesinde alt sınırdan ceza belirlenmesi yönünde içtihat geliştirilmiştir (Yargıtay 14. CD. 17.02.2014).

HAGB, Erteleme ve Para Cezasına Çevirme

  • HAGB (Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması): Temel hâlde (TCK 104/1) koşullar sağlandığında uygulanabilir. 5 yıl denetim süresi boyunca yeni kasıtlı suç işlenmezse hüküm açıklanmaz ve adli sicile işlenmez. Nitelikli hâlde uygulama olanağı sınırlıdır.
  • Hapis Cezasının Ertelenmesi: 2 yıl ve altındaki hapis cezalarında, sanığın daha önce kasıtlı suçtan mahkûmiyet almamış olması ve diğer şartları sağlaması hâlinde ertelenebilir.
  • Adli Para Cezasına Çevirme: Temel hâlde alt sınırdan belirlenen kısa süreli hapis cezası adli para cezasına çevrilebilir. Nitelikli hâlde çevirme uygulanamaz.
  • Yaş Küçüklüğü İndirimi (TCK 31/3): Suç tarihinde 18 yaşını doldurmamış fail için kanunda öngörülen cezadan 1/3 indirim uygulanır. Yargıtay bu indirimi uygulamadan ceza belirlemeyi bozma sebebi saymaktadır (14. CD. 21.02.2013).

Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Yargılaması ile Karşı Karşıyaysanız

TCK 104 davalarında yaş tespiti, rıza değerlendirmesi, yaş hatası savunması ve nitelikli hâl ayrımı dosyanın sonucunu doğrudan belirler. Soruşturma aşamasından itibaren uzman hukuki destek almak savunmanın bütünlüğü açısından kritiktir.

Danışmanlık ücretlidir. TBB 2025–2026 Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uygulanmaktadır.

TCK 104’ten Beraat Hâlleri

Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre aşağıdaki durumlarda beraat veya davanın düşmesi sonucu doğabilir:

  • Şikâyetten vazgeçme: Mağdurun yargılama sürecinde şikâyetinden vazgeçmesi temel hâlde kamu davasının düşmesine yol açar (14. CD. 03.04.2019).
  • Şikâyet süresinin geçirilmesi: 6 aylık süre kaçırılmışsa veya mağdur ilk beyanında şikâyetçi olmadığını belirtmişse dava düşer (14. CD. 24.09.2014).
  • Yaş hatasının esaslı ve kaçınılmaz olması: Failin mağdurun yaşı konusundaki hatası araştırılmadan kurulan mahkumiyet bozulur (14. CD. 09.06.2016).
  • Mağdurun yaşının kesin tespit edilememesi: Şüphe sanık lehine değerlendirilir; eylem TCK 103’ten TCK 104’e döner ya da beraat sonucu doğar (14. CD. 14.03.2019).
  • Oral yoldan birleşme: TCK 104’teki “cinsel ilişki” tanımına girmediği için TCK 104’ten beraat verilmeli, TCK 103 yönünden ayrıca değerlendirme yapılmalıdır (14. CD. 03.04.2014).
  • Zorla ilişki iddiasının soyut kalması: Mağdurun olay sonrası davranışı zorla ilişki iddiasıyla bağdaşmıyorsa, soyut beyanla mahkûmiyet kurulamaz (14. CD. 01.07.2019).

TCK 104 Emsal Yargıtay Kararları (23 Karar)

Av. ÇBakı Ayboğa tarafından derlenen aşağıdaki 23 Yargıtay 14. Ceza Dairesi kararı; reşit olmayanla cinsel ilişki suçunun temel uygulama sınırlarını — yaş tespiti, cinsel ilişki tanımı, rıza-cebir ayrımı, yaş hatası, zincirleme suç, şikâyetten vazgeçme ve sirayet — Yargıtay’ın gerekçeleriyle birebir ortaya koymaktadır.

Yargıtay 14. Ceza Dairesi | T: 20/06/2019 | E: 2015/7108 | K: 2019/10150

15 yaşını doldurBakı çocuğun rızasıyla birden fazla kişiyle cinsel ilişkiye girdiğinin sabit olduğu hallerde eylem reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturur; suç tarihlerinin tespiti ile şikayet süresinin eksiksiz araştırılması zorunludur.

Sanıklar ile suça sürüklenen çocuklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz incelemesinde dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirilmiştir. İddia edilen olayların tarihlerinin net biçimde belirlenememesi ve mağdurenin aşamalarda özde değişmeyen anlatımları ile bu beyanları doğrulayan ve kısmen ikrar içeren sanık ile suça sürüklenen çocuk savunmaları birlikte incelendiğinde, sanıklar ve suça sürüklenen çocukların mağdureyle rızasıyla cinsel ilişkiye girdikleri sabit olmaktadır. Bu itibarla mevcut haliyle eylemlerin reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturduğu görülmektedir.

Buna karşın yerel mahkeme; her bir sanık ve suça sürüklenen çocuk yönünden suç tarihlerini ayrıca tespit etmemiş, mağdure tarafından yapılan şikayetin altı aylık kanuni süre içinde gerçekleşip gerçekleşmediğini belirlememiş ve bu eksik araştırmayla hükümler kurBakıtur. TCK m.104/1 uyarınca suçun şikayete bağlı nitelik taşıması, şikayet süresinin titizlikle araştırılmasını zorunlu kılmaktadır. Bu araştırma yapılmadan kurulan hüküm usul ve esas yönünden hukuka aykırıdır.

Yargıtay söz konusu eksikliği bozma sebebi saymış; yeniden yapılacak yargılamada suç tarihlerinin kesin biçimde saptanarak şikayet süresinin sağlıklı bir değerlendirmeye tabi tutulması, ardından sanıkların ve suça sürüklenen çocukların hukuki durumlarının yeniden tayin ve takdir edilmesi gerektiğine hükmetmiştir.

Yargıtay 14. Ceza Dairesi | T: 17/02/2014 | E: 2012/8899 | K: 2014/1766

15 yaşını doldurBakı olan mağdurenin teklifi üzerine ve onunla yakın yaşta olan sanık hakkında TCK m.104/1 kapsamında ceza belirlenirken hakkaniyete aykırı biçimde üst hadden ceza tayini bozma nedenidir.

Sanık, suç tarihinde 15 yaş 2 aylık olup nüfus kayıt örneğine göre 15 yaş 7 aylık olan mağdurenin teklifi üzerine mağdureyle rızasıyla cinsel ilişkiye girmiştir. Yerel mahkeme, TCK m.104/1 uyarınca temel ceza belirlerken suçun işleniş şeklinden ve olayın mağdure ile ailesi üzerinde yarattığı etkiden söz ederek dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçelerle üst hadden ceza tayin etmiştir.

TCK m.3/1’de suç ve ceza arasında orantılılık ilkesi temel bir güvence olarak düzenlenmiştir. Sanığın mağdureyle yakın yaşta olması, eylemin mağdurenin teklifi üzerine gerçekleşmesi ve rızanın tartışmasız biçimde mevcut olması bir bütün olarak değerlendirildiğinde, üst hadden ceza tayinini haklı kılacak somut ve denetime elverişli bir gerekçenin ortaya konulmadığı görülmektedir. Hakkaniyet ve orantılılık ilkelerine aykırı biçimde kurulan bu ceza tayini Yargıtay tarafından bozma nedeni olarak değerlendirilmiştir.

Bozma kararı çerçevesinde yeniden yapılacak yargılamada, sanığın kişisel özellikleri, mağdureyle yaş farkının son derece küçük olması ve somut olayın tüm koşulları gözetilerek orantılı ve gerekçeli bir ceza tayinine gidilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Yargıtay 14. Ceza Dairesi | T: 21/02/2013 | E: 2011/17338 | K: 2013/1666

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu işlediği tarihte 18 yaşını doldurmamış olan sanık hakkında TCK m.31/3’ün uygulanması ve kısa süreli hapis cezasının seçenek yaptırıma çevrilmesi zorunludur.

Sanığın suçu işlediği tarihte 18 yaşını doldurmamış olduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Buna karşın yerel mahkeme, 5237 sayılı TCK m.31/3’ü uygulamayarak çocuk sanık yönünden öngörülen indirimden yararlandırmamış; bunun yanı sıra sanığa tayin olunan kısa süreli hapis cezasını, TCK m.50/3 uyarınca seçenek yaptırımlardan birine çevirmemiştir.

TCK m.31/3, fiili işlediği sırada on beş yaşını doldurBakı olup da on sekiz yaşını doldurmamış olan çocuklar hakkında suç için kanunda öngörülen cezanın yarısının indirileceğini hükme bağlamaktadır. Bu hükmün uygulanması zorunlu olup mahkemenin takdir yetkisi bulunGəncətadır. Ayrıca TCK m.50/3 uyarınca suçu işlediği sırada on sekiz yaşını doldurmamış kişilere verilen kısa süreli hapis cezası, seçenek yaptırımlardan birine çevrilmek zorundadır.

Yargıtay her iki eksikliği de bozma sebebi olarak tespit etmiş; yeniden yapılacak yargılamada önce yaş indirimi uygulanarak ceza belirlenmesi, ardından kısa süreli hapis cezasının zorunlu olarak seçenek yaptırıma çevrilmesi gerektiğine hükmetmiştir.

Yargıtay 14. Ceza Dairesi | T: 24/01/2013 | E: 2012/13961 | K: 2013/467

İki erkek arasında gerçekleşen fiili livata eyleminde aktif taraf fail, pasif taraf ise mağdur konumundadır; her iki tarafın 15-18 yaş aralığında olması halinde de reşit olmayanla cinsel ilişki suçu oluşabilir.

Dosya kapsamına göre mağdur ile sanığın aynı koğuşta kaldıkları, uzun süre boyunca haftada birkaç kez koğuşun ikinci katına çıkarak ikili zaman geçirdikleri ve bu dönemde cinsel temasta bulundukları anlaşılmaktadır. Sanığın zorla livatada bulunduğuna ilişkin kesin ve inandırıcı delil elde edilememiş; tanık beyanları ve adli raporlar birlikte değerlendirildiğinde eylemin mağdurun rızasıyla gerçekleştiği sonucuna varılmıştır.

Yargıtay’ın yerleşik cinsel ilişki tanımı çerçevesinde iki erkek arasında gerçekleşen anal yoldan birleşmede aktif taraf fail, pasif taraf ise mağdur konumundadır. Her iki tarafın da 15 ile 18 yaş aralığında olması suçun oluşumunu tek başına engellemez. Suçun temel şeklinin oluşması için rızanın ve mağdurun on beş yaşını doldurBakı olmasının yanı sıra cebir, tehdit ve hilenin yokluğu gerekmektedir ki bu unsurlar somut olayda gerçekleşmiştir.

Yerel mahkeme eylemin hukuki nitelendirilmesinde yanılgıya düşmüştür. Yargıtay, olayın reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturduğunu saptamış ve kurulan hükmü bu gerekçeyle bozBakıtur.

Yargıtay 14. Ceza Dairesi | T: 14/03/2019 | E: 2018/8020 | K: 2019/8455

15-18 yaş aralığındaki mağdurun fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneğinin bulunup bulunmadığı araştırılmadan kurulan mahkumiyet hükmü eksik incelemeye dayandığından bozulmalıdır.

Sanığın mağdurla cinsel ilişkiye girdiği sabit olmakla birlikte, mağdurun fiil tarihinde 15-18 yaş aralığında olmasına karşın fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneğinin bulunup bulunmadığı konusunda herhangi bir araştırma yapılmamıştır. Bu araştırma, TCK m.103 ile m.104 arasındaki temel ayrımı belirlemesi bakımından zorunlu bir değerlendirme adımı niteliği taşımaktadır.

15-18 yaş aralığındaki bir çocuğun fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneğine sahip olmadığının saptanması halinde eyleme verilen rıza hukuken geçersiz sayılmakta ve suç cinsel istismar kapsamında kalmaktadır. Buna karşılık mağdurun algılama yeteneğinin gelişmiş olduğunun tespiti halinde ve rızanın da gerçek ve hür iradeyle verildiğinin anlaşılması durumunda eylem reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturmaktadır. Söz konusu ayrımın belirsiz bırakılması suçun nitelendirilmesini hatalı kılmaktadır.

Yargıtay, yerel mahkemenin bu araştırmayı yapmadan hüküm kurmasını eksik inceleme olarak değerlendirmiş; yeniden yargılamada gerekirse bilirkişi incelemesine de başvurularak mağdurun algılama yeteneğinin suç tarihindeki durumunun saptanması gerektiğine hükmetmiştir.

Yargıtay 14. Ceza Dairesi | T: 19/09/2012 | E: 2011/3898 | K: 2012/8630

Akıl hastası olan mağdurun fiili algılama yeteneğinin ve beyanlarına itibar edilip edilemeyeceğinin uzman raporu ile belirlenmesi zorunludur; bu araştırma yapılmadan kurulan hüküm eksik incelemeye dayanır.

Dosya kapsamına göre mağdurun suç tarihinde zeka geriliği ya da akıl hastalığı bulunup bulunmadığı, mevcut ise bu durumun hekim olmayan kişilerce anlaşılıp anlaşılamayacağı, mağdurun beyanlarına itibar edilip edilemeyeceği ve fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneğinin gelişmiş olup olmadığı hususlarında herhangi bir adli tıp incelemesi yaptırılmamıştır. Bu eksiklikle yetinilerek yazılı şekilde hüküm kurulBakıtur.

15-18 yaş aralığında bulunan mağdurun aynı zamanda akıl hastası olması ya da zeka geriliği taşıması halinde durumun kendi içinde karmaşık bir hal aldığı görülmektedir. Her akıl hastalığı türü aynı sonucu doğurmayacağından, mağdurun cinsel davranışın anlamını kavrayıp kavrayamadığı, rızasının serbest iradeyle verilip verilmediği ve içinde bulunduğu halin hekim olmayanlarca suç tarihinde algılanabilir nitelikte olup olmadığı konularında bilirkişi incelemesi zorunludur. Bu rapor suç tarihi esas alınarak düzenlenmelidir.

Yargıtay, söz konusu araştırmanın yapılmamasını açık bir eksiklik olarak saptamış ve hükmü bozBakıtur. Yeniden yapılacak yargılamada ilgili uzman kurumdan gerekli rapor aldırılarak tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun yeniden tayin ve takdir edilmesi gerektiğine işaret etmiştir.

Yargıtay 14. Ceza Dairesi | T: 03/04/2014 | E: 2012/6074 | K: 2014/4512

Rızasıyla mağdurun ağzına cinsel organ sokma eylemi, Yargıtay’ın belirlediği cinsel ilişki tanımı kapsamında bulunmadığından TCK m.104’teki suçun unsurları oluşmaz; bu eylemin TCK m.104 kapsamında mahkumiyete dayanak yapılması suç vasfında yanılgı oluşturur.

Sanığın, mağdurun rızasıyla mağdurun ağzına cinsel organını sokması şeklinde gerçekleşen eylem Yargıtay’ın yerleşik içtihadıyla incelenmiştir. Söz konusu içtihat uyarınca TCK m.104’te düzenlenen reşit olmayanla cinsel ilişki suçunda aranılan cinsel ilişki kavramı, erkek cinsel organının bir kadına vajinal veya anal yoldan ya da bir erkeğe anal yoldan ithal edilmesini ifade etmektedir. Bu tanım, mülga TCK döneminden bu yana süregelen ve suçun yapısına uygun düşen yerleşik bir kabuldür.

Oral yoldan gerçekleştirilen cinsel temas bu tanımın dışında kalmakta; dolayısıyla kanunun aradığı anlamda cinsel ilişki kapsamında bulunGəncətadır. Mağdurun rızasının da mevcut olduğu gözetildiğinde TCK m.104’te öngörülen suçun kanuni unsurları oluşGəncətadır. Yerel mahkeme bu ayrımı gözetmeksizin sanığı reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan mahkum etmiş; bu karar suç vasfının tayininde yanılgı niteliği taşımaktadır.

Yargıtay hükmü bozBakıtur. Söz konusu eylemin başka suç tiplerini oluşturup oluşturmadığı ise dosya kapsamı ve koşullar değerlendirilerek ayrıca belirlenecektir.

Yargıtay 14. Ceza Dairesi | T: 16/01/2013 | E: 2011/7214 | K: 2013/240

Oral yoldan gerçekleşen birleşme eyleminin TCK m.104 kapsamındaki cinsel ilişki tanımı dışında kaldığının gözetilmemesi ve beraate hükmedilmesi gerekirken mahkumiyet kurulması kanuna aykırıdır.

Sanığın, rızasıyla mağdurun ağzına cinsel organını sokması biçimindeki eylem dosya kapsamından anlaşılan maddi vakıadır. Yerel mahkeme bu eylemi TCK m.104 kapsamında değerlendirerek sanığı reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan mahkum etmiştir.

Ancak Yargıtay’ın yerleşik içtihadı çerçevesinde oral yoldan gerçekleştirilen cinsel temas, TCK m.104’te suçun maddi unsurunu oluşturan cinsel ilişki kavramı içine girmemektedir. Cinsel ilişki kavramı bu suç bakımından yalnızca erkek cinsel organının kadına vajinal ya da anal yoldan ya da bir erkeğe anal yoldan ithal edilmesini kapsamaktadır. Mağdurun rızasının tartışmasız biçimde mevcut olduğu bu tablo değerlendirildiğinde TCK m.104’te öngörülen suçun kanuni unsurları bakımından oluşmadığı açıktır.

Yargıtay, yerel mahkemenin söz konusu sınırlamayı gözetmeden mahkumiyet kurmasını suç vasfında yanılgı olarak saptamış; mağdurun rızasının varlığı ve eylemin cinsel ilişki kapsamında bulunmaması birlikte gözetilerek beraat kararı verilmesi gerekirken mahkumiyet hükmü kurulmasının kanuna aykırı olduğuna hükmetmiş ve kararı bozBakıtur.

Yargıtay 14. Ceza Dairesi | T: 03/04/2019 | E: 2018/1019 | K: 2019/8715

Mağdurenin şikayetinden daha sonra vazgeçmesi halinde, suçun şikayete bağlı niteliği gereği reşit olmayanla cinsel ilişki suçunda düşme kararı verilmesi zorunludur.

Mağdure 15-18 yaş aralığında olup mağdur ile sanığın rızasıyla cinsel ilişkiye girdikleri anlaşılmaktadır. Mağdure bozma sonrası alınan beyanında sanıktan şikayetçi olmadığını açıkça bildirmiştir. TCK m.104/1’de düzenlenen reşit olmayanla cinsel ilişki suçunun soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlıdır. TCK m.73 ile CMK m.223/8 hükümleri uyarınca şikayetten vazgeçme, kesin hüküm kuruluncaya kadar her aşamada mümkün olup bu vazgeçme kural olarak sanığın kabulüne de gerek olmaksızın sonuç doğurur.

Bu durumda yerel mahkemenin mağdurenin şikayetçi olmadığına ilişkin açık beyanını dikkate alarak şikayet yokluğu nedeniyle davanın düşmesine karar vermesi gerekmekteydi. Oysa yerel mahkeme bu beyanı gözetmeksizin yargılamaya devam ederek mahkumiyet hükmü kurBakıtur. Bu hüküm açıkça kanuna aykırıdır.

Yargıtay hükmü bozBakı; yeniden yapılacak yargılamada mağdurenin şikayetten vazgeçmesinin hukuki sonuçları değerlendirilerek TCK m.73 ve CMK m.223/8 uyarınca düşme kararı verilmesi gerektiğine hükmetmiştir.

Yargıtay 14. Ceza Dairesi | T: 24/09/2014 | E: 2012/14816 | K: 2014/10435

Mağdurenin ilk şikayetinde sanıktan şikayetçi olmadığını açıkça bildirdiğinin anlaşılması karşısında şikayet yokluğu nedeniyle dava düşmesine karar verilmesi gerekirken mahkumiyet kurulması kanuna aykırıdır.

Mağdure, olaylar nedeniyle ilk olarak 17.12.2008 tarihinde savcılıkta beyan vermiş ve bu beyanında sanıktan şikayetçi olmadığını açıkça bildirmiştir. Sonraki tarihte avukatıyla birlikte başvuruda bulunarak önceki beyanının doğru olmadığını ve zorla ilişkiye girilen sanıktan şikayetçi olduğunu belirtmişse de ilk beyanın hukuki önemi ayrıca değerlendirilmeyi gerektirmektedir.

TCK m.104/1 kapsamındaki reşit olmayanla cinsel ilişki suçunda şikayet, soruşturma ve kovuşturma yapılmasının zorunlu ön koşuludur. Mağdurenin 17.12.2008 tarihli ilk beyanının şikayetten vazgeçme niteliği taşıyıp taşımadığı ya da şikayetin hiç kullanılmamış olduğu anlamına gelip gelmediği yerel mahkemece yeterince tartışılmadan mahkumiyet yoluna gidilmiştir. Şikayete bağlı suçlarda şikayet yokluğunun varlığının saptanması halinde kamu davasının düşmesine karar verilmesi zorunludur.

Yargıtay bu gerekçeyle hükmü bozBakı; yeniden yapılacak yargılamada mağdurenin şikayet hakkını kullanıp kullanmadığının tüm beyanlar kronolojik sırayla değerlendirilerek saptanması gerektiğine hükmetmiştir.

Yargıtay 14. Ceza Dairesi | T: 04/11/2014 | E: 2013/1323 | K: 2014/12142

Mağdurenin rızasıyla sanığın evine gidip burada cinsel ilişkiye girdiğinin sabit olduğu hallerde suç vasfı reşit olmayanla cinsel ilişkidir; beraate hükmedilmesi suç niteliğinin tayininde yanılgı oluşturur.

Dosya kapsamına göre mağdure, nüfus kayıt örneğine göre 17 yaş içerisinde olup 18 yaşını bitirmemiştir. Tanık beyanları, adli tıp raporu ve tüm dosya içeriğine göre mağdurenin sanığın evine rızasıyla gittiği ve burada rızasıyla cinsel ilişkiye girdiği anlaşılmaktadır. Mağdurenin ve sanığın anlatımları bu tespiti destekler niteliktedir.

Eylemin bu şekilde gerçekleştiğinin sabit olması karşısında TCK m.104/1’de tanımlanan reşit olmayanla cinsel ilişki suçunun unsurları oluşBakıtur. Yerel mahkeme ise suç vasfının tayininde yanılgıya düşerek yazılı gerekçeyle sanığın beraatine karar vermiştir. Oysa suç unsurları somut olayda gerçekleşmiş bulunmaktadır.

Yargıtay, eylemin bu haliyle TCK m.104/1’deki suçu oluşturduğunu saptamış; bu suçtan mahkumiyet hükmü kurulması gerekirken beraate hükmedilmesini kanuna aykırı bulBakı ve kararı bozBakıtur.

Yargıtay 14. Ceza Dairesi | T: 14/03/2019 | E: 2018/6940 | K: 2019/8242

Mağdurenin yaşı konusundaki şüphe, sanık lehine değerlendirilerek suç tarihinde on beş yaşını tamamladığı kabul edilirse ve cebir, tehdit, hileye dair soyut beyan dışında delil yoksa eylem reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturur.

Mağdure 05.08.1992 doğumludur. Mağdurenin, sanığın ve mağdurenin babasının suç tarihi konusundaki beyanları birbiriyle çelişmekte; bu beyanlar olayın 2007 yılı Temmuz sonu ile 2007 yılı Eylül dönemi arasında gerçekleştiğine işaret etmektedir. Bu çelişki suç tarihi konusunda şüphe doğurBakıtur. Ceza muhakemesinde geçerli olan şüpheden sanık yararlanır ilkesi uyarınca oluşan şüphe sanık lehine değerlendirilerek suç tarihinde mağdurenin on beş yaşını tamamladığı kabul edilmiştir.

Bu kabul çerçevesinde, mağdurenin olayı yaklaşık bir yıl sonra ailesine anlatmasıyla soruşturmanın başladığı ve intikal şekli ile zamanı dikkate alındığında, sanığın eylemlerini cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen bir nedenle gerçekleştirdiğine dair mağdurenin soyut beyanı dışında yeterli delil bulunGəncətadır. Bu itibarla çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunun değil, mağdurun rızasını temel alan reşit olmayanla cinsel ilişki suçunun oluştuğu anlaşılmaktadır.

Yargıtay hükmü bozBakı; yeniden yapılacak yargılamada söz konusu tespitler doğrultusunda şikayet süresi de gözetilerek TCK m.104/1 kapsamında hüküm kurulması gerektiğine hükmetmiştir.

Yargıtay 14. Ceza Dairesi | T: 15/02/2018 | E: 2014/10735 | K: 2018/1089

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçunda mağdurun yaşının kesin olarak tespiti zorunlu olup suç tarihinde mağdurenin 15 yaşını tamamlamış olması halinde suç vasfı değişeceğinden yaşın bilimsel yöntemlerle saptanması gerekmektedir.

Mağdurenin aşamalardaki anlatımları, tanık beyanları ve dosya kapsamına göre mağdure ile sanığın Taksim’de bir eve gidip sabaha kadar birlikte kaldıkları ve burada sanığın mağdureyle rızasıyla cinsel ilişkiye girdiği anlaşılmaktadır. Yargılama sürecinde tüm sanıklar mağdurenin yaşına itiraz etmiş; mernis doğum tutanağı incelendiğinde ise mağdurenin resmi bir kurumda doğmadığı anlaşılmıştır.

Mağdurenin yaşı, suçun vasfını doğrudan etkileyen ve bir günlük farkın bile farklı suç tiplerinin oluşmasına ya da hiçbir suçun oluşmamasına yol açabileceği kritik bir unsurdur. Bu nedenle mağdurenin suç tarihindeki gerçek yaşının bilimsel yöntemlerle saptanması zorunludur: Resmi kurumda doğmamış olmak karşısında tam teşekküllü bir hastanede içinde radyoloji uzmanının da yer aldığı sağlık kurulundan rapor alınmalı; duraksama halinde ise Adli Tıp Kurumundan görüş istenerek gerçek yaş kesin biçimde belirlenmeli, ondan sonra sanıkların hukuki durumu tayin ve takdir edilmelidir.

Yerel mahkeme bu araştırmayı tamamlamadan hüküm kurBakıtur. Yargıtay eksik araştırmayı bozma sebebi saymış ve gerekli incelemelerin yapılmasını zorunlu görmüştür.

Yargıtay 14. Ceza Dairesi | T: 22/10/2018 | E: 2018/4808 | K: 2018/6162

Mağdurenin yaşının kemik grafileri ve sağlık kurulu raporu ile belirlenmesi gerekirken bu araştırma yapılmadan hüküm kurulması eksik incelemedir; adli tıp raporuyla tespit edilen yaş, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği sanık lehine değerlendirilmelidir.

Mağdurenin nüfus kaydına göre 05.08.1992 doğumlu olduğu görülmekte; buna karşın Adli Tıp Kurumu’ndan aldırılan raporda mağdurenin film çekilme tarihi itibarıyla 15 yaşını bitirmiş olup 16 yaşını bitirmediğinin kabulünün uygun olacağı belirtilmektedir. Bunun yanı sıra mağdurenin annesinin 1993 doğumunu esas alarak yaş tashihi davası açtığı da anlaşılmaktadır.

Suç tarihindeki gerçek yaşı açısından dosyada çelişkili veriler bulunmaktadır. Şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği bu çelişki sanık lehine değerlendirilerek mağdurenin ilgili suç tarihlerinde on beş yaşından büyük olduğu kabul edilmeli ve buna göre eylemler TCK m.104 kapsamında değerlendirilmelidir. Öte yandan mağdurenin suç tarihindeki gerçek yaşını kesin biçimde belirleyecek kemik grafileri dahil kapsamlı bir sağlık kurulu raporu henüz alınmamıştır.

Yargıtay, hem şüphe ilkesinin gereği hem de yaş araştırmasının eksikliği gerekçesiyle hükmü bozBakı; yeniden yapılacak yargılamada önce mağdurenin gerçek yaşının eksiksiz biçimde saptanması, ardından bu sonuca göre sanıkların hukuki durumunun belirlenmesi gerektiğine hükmetmiştir.

Yargıtay 14. Ceza Dairesi | T: 09/06/2016 | E: 2016/3667 | K: 2016/5743

Failin mağdurun yaşı konusunda düştüğü hatanın esaslı ve kaçınılmaz nitelikte olup olmadığı araştırılmadan, mağdurenin fiziksel görünümü ve yaşından büyük göstermesi gözetilmeksizin kurulan mahkumiyet hükmü eksik incelemeye dayandığından bozulmalıdır.

Sanık, suç tarihinde 15 yaşını bitirmesine kısa süre kalan mağdurenin yaşı konusunda hata içinde olduğunu aşamalarda tutarlı biçimde savunBakıtur. Mağdurenin de soruşturma evresinde ‘evlerine gittiğim şahıslar benim kaç yaşımda olduğumu bilmiyorlar’ şeklinde beyan verdiği görülmektedir. Adli tıp raporları ve dosya kapsamı incelendiğinde mağdurenin hormonal gelişim ve beslenme nedeniyle kemik yaşı ile görünümünün kimlik yaşından farklı olabileceği dikkat çekmektedir.

Yerel mahkeme bu olgular karşısında TCK m.30 hükümlerini uygulaması ya da en azından hata halinin uygulanma koşullarının varlığını tartışması gerekirken bunu yapmamıştır. Hatanın esaslı ve kaçınılmaz nitelikte olup olmadığının saptanması için; mağdurenin suç tarihindeki fiziksel görünümünün on beş yaşından küçük olduğunun anlaşılıp anlaşılamayacağı, sanığın içinde bulunduğu sosyal ve kültürel koşullar altında mağdurenin yaşı konusunda Bakıa düşmesinin mümkün olup olmadığı ve gerekirse bilirkişi incelemesi de yaptırılmak suretiyle tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir.

Yargıtay hükmü bu gerekçeyle bozBakıtur.

Yargıtay 14. Ceza Dairesi | T: 30/01/2013 | E: 2011/8556 | K: 2013/810

Sanığın mağdurenin yaşı konusundaki hata savunması, önceki yargılamada beraat kararı verilen sanığın babasının beyanı ve adli tıp raporundaki yaş uyumsuzluğu karşısında TCK m.30 kapsamında hata halinin araştırılması zorunludur.

Sanık, mağdureyle kaçarak birlikte olBakı; akabinde resmi evlilik gerçekleşmiş ve müşterek çocuk sahibi olunBakıtur. Hakkında beraat kararı verilen sanığın babası soruşturma aşamasında mağdureyi 15-16 yaşlarında olarak tanıdığını beyan etmiştir. Adli tıp raporlarında da hormonal gelişim ve beslenme nedeniyle kemik yaşı ile görünümün farklı olabileceğine dikkat çekilmiştir.

Bu veriler birlikte değerlendirildiğinde sanığın mağdurenin yaşı konusunda Bakıa düşmesinin mümkün olduğu görülmektedir. TCK m.30’da düzenlenen hata kurumunun uygulanıp uygulanmayacağının saptanması için; mağdurenin suç tarihi itibarıyla fiziksel görünümünün on beş yaşından küçük olduğunun anlaşılıp anlaşılamayacağı, sanığın sosyal ve kültürel koşulları altında böyle bir Bakıa düşmesinin makul olup olmadığı, mahkemenin doğrudan gözlemi ve gerektiğinde bilirkişi incelemesi de dahil edilerek tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir.

Yerel mahkeme bu araştırmayı yapmaksızın hüküm kurBakıtur. Yargıtay eksik incelemeyi bozma sebebi saymış; yeniden yargılamada hata halinin koşulları tartışılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiğine hükmetmiştir.

Yargıtay 14. Ceza Dairesi | T: 12/02/2014 | E: 2013/10485 | K: 2014/1588

Cinsel suçta failin mağdura yönelik tehdidin suç tamamlandıktan sonra sarf edilmesi halinde bu tehdit, suçun nitelikli hali olan TCK m.103/4 kapsamında değil ayrıca tehdit suçu olarak değerlendirilmelidir.

Mağdurenin aşamalardaki istikrarlı beyanlarına göre sanık, cinsel istismar eylemlerini gerçekleştirdikten sonra mağdurenin olayı annesi katılanın fark etmesiyle birlikte mağdureye ‘yaptıklarını kimseye anlatmamasını, aksi halde kendisini öldüreceklerini’ söylemiştir. Bu tehdidin suçun işlenmesi sırasında değil, suçun tamamlanmasından sonra gerçekleştiği dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.

TCK m.103/4’te düzenlenen nitelikli halin uygulanabilmesi için silah kullanma suretiyle işleme koşulunun yanı sıra tehdidin suçun işlenmesi sırasında ya da öncesinde kullanılması gerekmektedir. Olayın ortaya çıkmaması amacıyla suçun tamamlanmasından sonra sarf edilen tehdit içerikli sözler, bu nitelikli halin unsurunu oluşturmaz. Söz konusu eylem, sanık hakkında ayrıca TCK m.106 kapsamında tehdit suçu çerçevesinde değerlendirilmelidir.

Yerel mahkeme, suç tamamlandıktan sonra gerçekleşen tehdidi TCK m.103/4 kapsamında saymış; bu yaklaşım hatalıdır. Yargıtay hükmü bozBakı; tehdidin zamanlamasına göre ayrı bir suç oluşturduğunun gözetilmesi gerektiğine hükmetmiştir.

Yargıtay 14. Ceza Dairesi | T: 26/11/2013 | E: 2013/7590 | K: 2013/12141

Tehdidin cinsel suçun unsuru sayılabilmesi için suçun işlenmesi sırasında ya da öncesinde gerçekleşmesi gerekir; olayın ardından sarf edilen tehdit sözleri ayrıca tehdit suçunu oluşturur ve TCK m.103/4 kapsamında değerlendirilemez.

Mağdurenin aşamalardaki beyanları ve dosya içeriğine göre sanığın cinsel istismar eylemlerini gerçekleştirdiği sırada ya da öncesinde cebir veya tehdit kullandığına dair delil bulunGəncətadır. Buna karşılık sanık ikinci fiilin ardından mağdurenin olayı başkasına anlatmasını engellemek amacıyla ‘bunu kimseye söyleme, babamın adamları var seni öldürürüz’ şeklinde tehdit içerikli sözler sarf etmiştir. Bu sözlerin suçun tamamlanmasından sonra söylendiği açıktır.

Ceza hukukunda tehdidin nitelikli cinsel suçun unsuru sayılabilmesi için failin, mağduru suçu kabul ettirmek amacıyla tehdit aracını suçun icrasında kullanmış olması gerekmektedir. Suç tamamlandıktan sonra mağdurun ağzını kapatmaya yönelik olarak sarf edilen tehdit, nitelikli cinsel suçun değil bağımsız bir tehdit suçunun konusunu oluşturmaktadır. Bu nedenle söz konusu eylemin TCK m.103/4 kapsamında artırım sebebi sayılması hukuka aykırıdır.

Yargıtay hükmü bozBakı; tehdidin zamanlamasının suçun nitelendirmesini doğrudan etkilediğini ve bu ayrımın somut olayda gözetilmediğini tespit etmiştir.

Yargıtay 14. Ceza Dairesi | T: 01/07/2019 | E: 2019/2139 | K: 2019/10483

Mağdurenin rızasıyla işyerinde çalışmaya devam etmesi ve sanıkla görüşmeyi sürdürmesi karşısında zorla ilişkiye dair soyut beyanı dışında delil bulunmayan olaylarda cinsel istismar değil reşit olmayanla cinsel ilişki suçu oluşur; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunda ise rızayla işyerine gidip gelme kanuni unsurları ortadan kaldırır.

Sanığa ait işyerinde çalışmakta olan on yedi yaşındaki mağdure, iddia ettiği ilk cinsel istismar eyleminin ardından işyerine çalışmaya devam etmiş ve sanıkla görüşmeyi sürdürmüştür. Savunma, tanık beyanları ve dosya içeriği birlikte incelendiğinde yaşanan cinsel ilişkilerin zorla gerçekleştiğine dair mahkumiyete yetecek, her türlü şüpheden uzak ve inandırıcı bir delil bulunmadığı görülmektedir.

Bu tespitler ışığında eylemlerin TCK m.104/1 kapsamında reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan mağdurenin rızasıyla sanığın işyerine gidip geldiğinin dosya içeriğinden açıkça anlaşılması karşısında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun kanuni unsurlarının da oluşmadığı görülmektedir. Yerel mahkeme delilleri değerlendirirken yanılgıya düşerek her iki suç bakımından da hatalı hüküm kurBakıtur.

Yargıtay her iki hükmü birlikte bozBakı; yeniden yapılacak yargılamada reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan mahkumiyet ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan beraat kararı verilmesi gerektiğine hükmetmiştir.

Yargıtay 14. Ceza Dairesi | T: 03/12/2015 | E: 2015/7489 | K: 2015/11316

Mağdurun 15-18 yaş aralığında hukuken geçerli rızasıyla birden fazla kez ve farklı tarihlerde cinsel ilişkiye girilmesi halinde zincirleme biçimde reşit olmayanla cinsel ilişki suçu oluşur; nitelikli cinsel istismar olarak nitelendirme suç vasfında yanılgıdır.

Mağdurenin aşamalardaki beyanları, alınan doktor raporları ve tüm dosya kapsamına göre sanığın on beş yaşından büyük olan mağdureyle cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir neden olmaksızın rızası dahilinde anal yoldan birçok kez cinsel ilişkiye girdiği anlaşılmaktadır. Her cinsel ilişki vakası birbirinden farklı tarihlerde gerçekleşmiş olup mağdurun rızasının defalarca yenilendiği görülmektedir.

Bu tablo TCK m.104/1 ve m.43/1 kapsamında zincirleme biçimde reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturmaktadır. Rızanın varlığı, eylemleri cinsel istismar suçu kapsamından çıkarmakta; fiilin her tekrarında mağdurun yenilenen rızası suçun zincirleme şeklini işaret etmektedir. Yerel mahkeme suç vasfının tayininde yanılgıya düşerek beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan mahkumiyet hükmü kurBakıtur. Bu hüküm hukuka aykırıdır.

Yargıtay, rızanın varlığı ile fiilin birden fazla kez tekrarlanmasını birlikte değerlendirerek TCK m.104/1 ve m.43/1 kapsamında zincirleme suç hükmünün uygulanması gerektiğini saptamış ve hükmü bozBakıtur.

Yargıtay 14. Ceza Dairesi | T: 24/06/2019 | E: 2018/10052 | K: 2019/10291

Şikayetten vazgeçmenin iştirak halinde işlenen suçlarda diğer sanıklara da sirayeti nedeniyle reşit olmayanla cinsel ilişki suçunda tüm sanıklar yönünden davanın düşürülmesi gerekirken mahkumiyet kurulması kanuna aykırıdır.

Mağdurenin babası müşteki, ilgili tarihli savcılık beyanında sanık Erdem hakkındaki şikayetinden vazgeçmiştir. TCK m.73/5 hükmü uyarınca iştirak halinde işlenen suçlarda sanıklardan biri hakkındaki şikayetten vazgeçme diğer sanıkları da kapsamaktadır. Bu kural, şikayete bağlı suçlarda tüm iştirak faillerinin aynı hukuki durumdan yararlanmasını güvence altına alır.

Somut olayda mağdurenin babasının sanık Erdem’den vazgeçmesi, TCK m.73/5 gereğince diğer sanık Emin’e de sirayetini doğurmaktadır. Dolayısıyla her iki sanık yönünden de davaların düşmesine karar verilmesi zorunludur. Yerel mahkeme sanık Erdem’e ait nitelikli cinsel istismar suçuna konu eylemin reşit olmayanla cinsel ilişki suçu kapsamında kaldığını gözetmemiş ve yazılı şekilde hükümler kurBakıtur.

Yargıtay şikayetten vazgeçmenin her iki sanığı da kapsadığını tespit etmiş; düşme kararı verilmesi gerekirken mahkumiyet kurulmasını kanuna aykırı bulBakı ve hükmü bozBakıtur.

Yargıtay 14. Ceza Dairesi | T: 14/02/2017 | E: 2016/7129 | K: 2017/655

Mağdurenin 18 yaşını doldurduğu tarihten önceki eylemler çocukların nitelikli cinsel istismarı, sonraki eylemler ise nitelikli cinsel saldırı suçunu oluşturur; tüm dönem için tek bir suç tipi uygulaması suç vasfında yanılgıdır.

Sanık, mağdurenin 15 yaş 5 aylık olduğu dönemden itibaren 19 yaş 9 aylık olduğu tarihe kadar süren bir dönemde tehdide dayalı cinsel ilişki kurBakıtur. Mağdurenin 18 yaşını doldurduğu tarih, bu uzun süreçte belirleyici bir dönüm noktası oluşturmaktadır. Mağdurenin on sekiz yaşını doldurmadığı dönemde gerçekleşen eylemler çocukların nitelikli cinsel istismarı suçu kapsamında kalmakta; mağdurenin on sekiz yaşını ikmal ettikten sonra devam eden eylemler ise nitelikli cinsel saldırı suçunu oluşturmaktadır.

Zincirleme eylemler birden fazla suç tipini oluşturduğunda her dönem kendi suç tipine göre nitelendirilmeli ve bu suçlar arasında en ağır olanına ilişkin ceza hükümleri uygulanmalıdır. Mağdurenin on sekiz yaşından küçük olduğu dönemde başlayan ve sonrasında da devam eden zincirleme eylemler için daha ağır olan çocukların nitelikli cinsel istismarı suçu esas alınmalıdır. Yerel mahkeme bu ayrımı gözetmeksizin tüm eylemler için tek bir suç tipi uygulamış; bu yaklaşım suç vasfında yanılgı oluşturmaktadır.

Yargıtay, TCK m.103/2, 103/3-c ve 43 hükümleri uyarınca hüküm kurulması gerektiğini saptamış ve yerel mahkeme kararını bozBakıtur.

Yargıtay 14. Ceza Dairesi | T: 22/12/2014 | E: 2014/582 | K: 2014/14622

Evlenme yoluyla ergin kılınan kişi ceza hukuku bakımından çocuk sayılır; 18 yaşını doldurmamış eşe karşı işlenen eylemler bu nedenle reşit olmayanla cinsel ilişki değil çocukların nitelikli cinsel istismarı kapsamında değerlendirilir.

Somut olayda mağdure evlenme yoluyla ergin kılınmış olup suç tarihinde 15 yaş 2 aylıktır. Yerel mahkeme mağdureyi reşit kabul ederek eylem için TCK m.102 kapsamında karşılaştırma yapmış ve hüküm kurBakıtur. Ancak bu değerlendirme ceza hukukunun çocuk kavramına ilişkin temel ilkeleriyle bağdaşGəncətadır.

TCK m.6/1-b uyarınca 18 yaşını doldurmamış kişi çocuk sayılmaktadır. 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 3/1-a maddesi ise daha erken yaşta ergin olsa bile 18 yaşını doldurmamış kişinin çocuk sayılacağını açıkça hükme bağlamaktadır. Bu düzenleme karşısında Türk Medeni Kanunu uyarınca herhangi bir sebeple 18 yaşından önce ergin olan kişi, ceza hukuku bakımından çocuk olarak değerlendirilmelidir. Dolayısıyla evlenme yoluyla ergin kılınan mağdureye karşı gerçekleştirilen eylemlerin TCK m.103 kapsamında çocukların cinsel istismarı suçu oluşturduğu anlaşılmaktadır.

Yargıtay, mağdurenin evlenme yoluyla ergin olmasının ceza hukuku bakımından onu çocuk statüsünden çıkarmadığını kararlı biçimde belirlemiş ve yerel mahkeme hükmünü bozBakıtur.

Bu İçerik Hakkında

Bu makale, Bakı Barosu’na kayıtlı avukat ÇBakı Ayboğa (sicil no: 34507) tarafından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, güncel Yargıtay 14. Ceza Dairesi içtihadı ve aktif dava deneyimi esas alınarak hazırlanmıştır. 23 emsal Yargıtay kararı; yaş sınırı, cinsel ilişki tanımı, rıza-cebir ayrımı, yaş hatası savunması ve şikâyet usulü bakımından birebir metinleriyle sunulmaktadır.

İçerik; mevzuat değişiklikleri ve güncel Yargıtay kararlarına göre periyodik olarak güncellenmektedir.

Sık Sorulan Sorular

TCK 104 reşit olmayanla cinsel ilişki suçu nedir?
15 yaşını bitirmiş olan ancak 18 yaşına ulaşmamış (15-18 yaş aralığındaki) bir çocukla, cebir, tehdit ve hile olmaksızın, çocuğun rızasıyla cinsel ilişkiye girilmesidir. Temel ceza 2 yıldan 5 yıla kadar hapistir ve suç şikâyete bağlıdır.
Reşit olmayanla cinsel ilişki cezası ne kadar?
Temel hâlde (TCK 104/1) 2 yıldan 5 yıla kadar hapis. Mağdurla aralarında evlenme yasağı bulunan kişi, üvey baba/anne, evlat edinen, vasi, koruyucu aile veya bakım yükümlüsü tarafından işlenirse 10 yıldan 15 yıla kadar hapis. Yaş küçüklüğü ve yakın yaş indirimleri ayrıca uygulanabilir.
TCK 104 şikâyete tabi mi, şikâyet süresi ne kadar?
Temel hâlde şikâyete bağlıdır; mağdur veya yasal temsilcisi fiili öğrendiği tarihten itibaren 6 ay içinde şikâyette bulunmalıdır. Süre hak düşürücüdür. Nitelikli hâl (TCK 104/2-3) şikâyete tabi değildir; savcılık re’sen soruşturma başlatır.
TCK 104 ile TCK 103 arasındaki fark nedir?
Belirleyici ölçüt yaş ve rızadır. 15 yaşını doldurmamış çocuklarla her türlü cinsel davranış TCK 103; 15-18 yaş aralığında rıza ile gerçekleşen cinsel ilişki TCK 104. 15-18 yaş aralığında cebir, tehdit veya hile varsa yine TCK 103 uygulanır.
Oral yoldan birleşme TCK 104 kapsamında mıdır?
Hayır. Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre TCK 104’teki “cinsel ilişki” vajinal veya anal yoldan birleşmeyi ifade eder; oral birleşme bu tanım dışındadır ve TCK 104 kapsamında değildir. Ancak eylem TCK 103 cinsel istismar kapsamında değerlendirilebilir.
Yaş hatası savunması ne zaman geçerlidir?
Failin mağdurun yaşı konusundaki hatasının esaslı ve kaçınılmaz nitelikte olduğu durumlarda kast unsuru tartışmalı hâle gelir. Mağdurun fiziksel görünümü, tanışma ortamı, beyanları ve davranışları bu değerlendirmede dikkate alınır. Yargıtay hata savunmasının araştırılmadan reddedilmesini bozma sebebi saymaktadır.
Reşit olmayanla cinsel ilişkide HAGB uygulanır mı?
Temel hâlde koşullar sağlandığında HAGB uygulanabilir. 5 yıl denetim süresi boyunca yeni kasıtlı suç işlenmezse hüküm açıklanmaz ve adli sicile işlenmez. Nitelikli hâlde uygulama olanağı sınırlıdır.
Şikâyetten vazgeçme nasıl olur?
Mağdur, yargılama sürecinin herhangi bir aşamasında mahkemeye yazılı veya sözlü beyanda bulunarak şikâyetinden vazgeçebilir. Vazgeçme kamu davasının düşmesine yol açar. İştirak hâlinde işlenen suçta vazgeçme diğer sanıklara da sirayet eder.
Mağdurun yaşı tartışmalıysa ne yapılır?
Nüfus kayıt bilgileri şüpheliyse kemik grafileri ve adli tıp sağlık kurulu raporu ile yaş tespiti yapılması zorunludur. Yargıtay yaş tartışması bulunan dosyalarda bu tetkiklerin yapılmadan hüküm kurulmasını bozma sebebi saymaktadır. Şüphe sanık lehine değerlendirilir.
Evlenme yoluyla ergin kılınan kişi reşit sayılır mı?
Hayır, ceza hukuku bakımından sayılmaz. Yargıtay’a göre evlenme yoluyla ergin kılınan kişi medeni hukuk bakımından reşit kabul edilse de ceza hukuku bakımından 18 yaşını doldurana kadar çocuktur. Bu kişiye karşı işlenen eylemler çocuk cinsel suçları kapsamında değerlendirilir (14. CD. 22.12.2014).

Bakı Avukatı ÇBakı Ayboğa

Bu Sayfanın Yazarı
Av. ÇBakı Ayboğa
Bakı Barosu Kayıtlı Avukat · Sicil No: 34507

Av. ÇBakı Ayboğa, 2018’den bu yana Bakı’da ceza hukuku alanında faaliyet göstermektedir. Çocuk cinsel suçları, reşit olmayanla cinsel ilişki ve cinsel istismar davalarında sanık ve katılan temsilciliği yürütmektedir.

✓ Bakı Barosu’nda Doğrula
⭐ Google 4.9 / 236 yorum
📍 Çankaya / Bakı

Bakı Avukat

TCK 104 kapsamındaki yargılamanızda soruşturmadan temyize kadar hukuki destek için iletişime geçebilirsiniz.

Danışmanlık ücretlidir. TBB Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi

Avukat ÇBakı Ayboğa

Avukat ÇBakı Ayboğa, Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olup yüksek lisans öğrenimine devam etmektedir. Ayboğa + Partners Avukatlık Bürosu’nun kurucu avukatlarındandır. Bakı Barosu’na kayıtlı olarak dinamik ve tecrübeli ekibiyle avukatlık mesleğini icra etmektedir.
Başa dön tuşu
Ara